Haber Detayı
26 Mart 2020 - Perşembe 18:36 Bu haber 191 kez okundu
 
Diyanet’ten corona mesajı: Tedbir almalı, takdire rıza göstermeliyiz
GÜNDEM Haberi
Diyanet’ten corona mesajı: Tedbir almalı, takdire rıza göstermeliyiz

Diyanet İşleri Başkanlığı, küresel salgın haline gelen yeni tip corona virüsü (Covid-19) nedeniyle evde vakit geçiren vatandaşların zamanlarını daha iyi değerlendirmeleri için çalışma başlattı.Bu kapsamda Diyanet TVʹnin yayın içeriğinde değişiklikler yapıldı. Diyanet TVʹnin yeni programlarından biri olan ve Kur’an, tesbihat, sohbet ve duanın yer aldığı ‘Camiden Hayata’ adlı program bugün izleyicilerle buluştu.Corona virüsü nedeniyle alınan tedbirlerden dolayı cami ortamından uzaklaşan insanların evlerine cami havasını, iklimini taşımayı amaçlayan programın ilk konuğu ise Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş oldu.Hacıbayram Camiiʹnde çekimleri yapılan programda konuşan Erbaş, yaşanan bu zorlu süreçle ilgili değerlendirmeler yaptı ve tavsiyelerde bulundu.Erbaş, dünya genelinde hızla yayılan ve ülkemizi de tehdit eden corona virüsü ile devlet ve millet olarak hep beraber mücadele edildiğini ifade ederek, “İnanıyorum ki bu zorlukların üstesinden geleceğiz ve en kısa zamanda hep beraber normal hayatımıza döneceğiz” dedi.İlk insan ve ilk peygamber Hz. Âdemʹden günümüze kadar bütün dönemlerde insanların zorluklar, sıkıntılar, afet ve musibetler yaşadıklarını hatırlatan Erbaş, “Allah Rasûlü, sıkıntıyla karşılaşan müminlere adeta moral vermek için şöyle buyuruyor; ‘Müslümanlar benim başıma gelen sıkıntılara bakarak kendi sıkıntıları karşısında güçlü olsunlar.”Erbaş, musibetler karşısında mümince duruşun üç temel ilkesi olduğunu belirterek, bu ilkelerin tedbir, tevekkül ve dua olduğunu kaydetti.

 

“MÜMİN AKILLI VE SORUMLUDUR”

 

Mümine düşen vazifenin öncelikle tedbir almak olduğunu dile getiren Erbaş, “Mümin, elinden gelen her türlü önlemi alır, akıllı ve sorumlu davranır, kul hakkını gözeterek hem kendisini hem de sevdiklerini tehlikelerden korur” ifadelerini kullandı.Erbaş, müminin başına gelebilecek sıkıntılara karşı elinden gelen bütün tedbirleri aldıktan sonra maruz kaldığı kaçınılmaz felâketlere karşı önce sabır, sonra azim ve irade kalkanını kuşanan kimse olduğunu söyledi.Allahʹın insanlara verdiği en önemli nimetlerden birisinin de akıl olduğuna dikkati çeken Erbaş, şöyle devam etti:* Biz, dünyaya dair her türlü işimizde aklımızı kullanır ve bir irade ortaya koyarız. Bu bakımdan irade ve isteğimize bağlı durumlarda ölçülü hareket etmeli ve tedbirli olmalıyız. Hiç şüphesiz bu durumlarda yapmamız gerekenleri yerine getirmeden, yani sebeplere sarılmadan ne kadar istesek de arzu ettiğimiz hedeflere ulaşamayız.* Bilinmelidir ki, insanın iradesini kullanması, sebeplere başvurması, sakınması gerekenlerden sakınması ve alması gereken tedbirleri alması başta yüce Allahʹın emridir.İnsanların üstlerine düşeni yapmadan ‘Ne yapalım Allahʹın takdiri böyleymişʹ yaklaşımında bulunmalarının doğru olmadığını belirten Erbaş, şunları söyledi:* Unutmayalım ki tedbir bizden, takdir yüce Allahʹtandır. Zira insanın irade ve sorumluluğunun kapsamına giren her şeyde Allahʹın takdiri, insanın aklını ve iradesini kullanmasıyla gerçekleşir.* Dolayısıyla kadere inanmak, Müslüman’ın üzerine düşeni yapmasına ve gereken tedbirleri almasına mani değildir. Aksine tüm tedbirleri almasını icap ettirir.

 

“TAKDİRE RIZA GÖSTERMELİYİZ”

 

“Musibetler karşısında mümince bir tavrın ikinci ilkesi ise tevekkül ve ilahi iradeye teslimiyettir” diyen Erbaş, şunları söyledi:* Bizler bir yandan tedbirimizi alırken, diğer yandan takdire rıza göstermeliyiz. İsyan ve taşkınlık değil, iman ve sükunet ile olaya yaklaşmalıyız. Şurası bir gerçek ki, bugün dünyamızın ve bütün insanlığın çok ciddi sorunları, sıkıntıları var. Yeryüzü küresel meselelerle kuşatılmış gibidir.* Gözle görünmeyecek kadar küçük bir virüsün tüm dünyada hayatı alt üst etmesi, insanlığın bu ani değişim karşısındaki acziyet elbette ibretlik bir durumdur. O halde Cenab-ı Hakk’ın eşsiz kudretine, ilim ve hikmetine olan inancımızı bir an bile yitirmeden ona dayanıp ona güvenmeli ve ondan yardım dilemeliyiz.* Tevekkül ‘hedefe ulaşmak için gerekli olan maddi ve manevi sebeplerin hepsine başvurduktan ve yapacak başka bir şey kalmadıktan sonra Allahʹın bizimle beraber olduğunu hatırdan çıkarmadan ona dayanıp güvenmek, ötesini ona bırakmak ve bu konuda ona sonsuz bir güven beslemek’ demektir. Bu muhkem inanç, insana güç ve kuvvet verir.

 

“İNSANLIK TARİHİNİN EN AĞIR İMTİHANLARINDAN”

 

Erbaş, etkenleri ve sonuçları ne olursa olsun yaşanılan hiçbir olayın yeryüzü imtihanından ayrı düşünülemeyeceğine dikkat çekerek, şöyle konuştu:* Bu dünya bir imtihan yeridir. Haddi zatında ömür dediğimiz sermaye, hayat dediğimiz zaman dilimi, aslında imtihan için bize tanınan süredir.* Dolayısıyla insanın karşısına çıkan her türlü sıkıntı, zorluk, acı, yokluk, dert ve musibet imtihanın birer parçasıdır. Bu salgın da kuşkusuz insanlık tarihinin ağır imtihanlarından birisidir. İlahi imtihan karşısında bizlere düşen, imtihanı kazanma gayreti olmalıdır. Cenab-ı Hakk katında önemli olan da sınanma ile karşılaşınca inananların ortaya koyacağı sağlam tavırdır.* Bu sağlam tavrın sac ayakları tedbir-tevekkül ve duadır.Bütün tedbirlere rağmen insanoğlunun musibete maruz kalabileceğini dile getiren Erbaş sözlerine şöyle devam etti:* Bu yüzden öncelikle karşılaştığımız olaylara soğukkanlı ve metanetli şekilde yaklaşmalı ve zorlukların üstesinden nasıl geleceğimize odaklanmalıyız.* Bunun geçici dünya hayatının bir imtihanı olduğunu bilmeli, umudumuzu ve direncimizi kaybetmemeliyiz. ‘Acaba bizden kaynaklanan bir kusur ya da hata var mı?’ diye düşünmeli, kendimizi de muhasebe etmeliyiz. 

Kaynak: (Yerel Haber) - yerelhaber.ist Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı
Kişisel verilerinizin işlendiğini ve saklandığını 6698 sayılı KVKK Md.10 aydınlatma yükümlülüğü kapsamında tarafınıza bildirmek isteriz.